ÜYE GİRİŞİ ÜYE OLMAK İÇİN ALTTAKİ LİNK İ TIKLA
ÇATALCA




Osmmanlılar Matrai'yi değiştirerek Çatalburgaz adını verdiler. Bundan sonra Çatalca 'da 2 ayrı kültür, 2 ayrı yaşam ve yerleşme biçimi ortaya çıkmıştır. Müslümanlar adına sonradan Ferhatpaşa Mah. denilen bir mahalle kurdular. Rumlar ise Kaleiçi Mah.'ne yerleştiler.
Çatalca III. Murad ve III. Memed dönemlerinde iki kez sadrazamlık yapan (1591-1592-1595) Ferhat Paşa'nm çabasıyla imar edilmiştir.Ferhad Paşa şehre su getirmiştir ayrıca Mimar Sinan'a kendi adıyla anılan camiyi de yaptırmıştır.
III. Mehmet' in (Saltanat dönemi 1648-1687) avlanmak üzere sık sık Çatalca'ya gelmesi ve uzun süre kalması Çatalca'nın gelişmesine önemli katkısı olmuştur. 1611-1683 yılları arasında yaşayan ünlü gezgin Evliya Çelebi 17.yüzyıl Çatalca'sı için şu bilgileri verir. "Şehir bir Çatal dağın eteğine kurulduğu için Çatalca adını almıştır. Kayalı,dereli, tepeli,iki çatal yüksek dağın doğu eteğine güneyden kuzeye uzunlamasına bir kasabadır.; iki bin adım uzunluğunda bağlı, bahçeli, hayat sulu bir beldedir. Eyüp Sultan kadılığı nahiyelerinden 150 akça payeli mükellef kazadır. Hakim-i örtü(güvenlik amiri) Çatalca Bahçesinin ustasıdır. 300 sefer Bostancılarla zabit eder. Ayrıca subaşısı, muhtasibi,ayak naibi vardır.
"Bu şehir güzel cümle kırık yeri mihrap olup(toplam 47 camii,mescit ve kilise vardır), şehrin güney tarafı koğukdere denilen yere kadar bayırdır;

ancak her evde bağ ve bahçe olduğundan evleri seyrektir"... Çatalca'da Hünkar Sarayı ve Bahçesinden başka Veli Usta Sarayı, Çataloğlu Sarayı,Kızlar Ağası Sarayı,Kadri Ağa Sarayı,Hasan paşazade Sarayı ve daha nice saraylar vardır. Yedi kat tekkesi, muazzam ve kurşun örtülü han, bir hamam ve 270 kadar dükkan vardır,ama bedesteni yoktur, okul çocuğu yoktur.Yetmiş yerden hayat suları akar durur;çarşısındaki esnafın çoğu papuçcu,pilar ve pastacıdır.
Çatalca çayırı İstanbul'un Kağıthane çayırından has olup yonca, trifil ile benzenmiş lale bahçesidir ki.Ali Osman ambarına bu bereketli yerden üç bin araba yem giderek Ahırkapı Ambarları' na basılır. Çayır mevsiminde,korunması için çorbacılarıyla birlikte bir oda yeniçeri gelir.Ovalarında Baba Nakkaş, Kineli, Baklalı, İzzetin köylerine varınca büyük çiftlikler, ağıllar,sayalar,mandıralar vardır.Koyunlu,kuzulu,sığırlı ve camuşlu vadilerdir kijstanbul ileri gelenlerinin hemen hepsinin bu köylerle ilişkisi vardır.Çatalca'nın sütü,kaymağı,tekne peyniri kesmiği,yoğurdu,dil peyniri,kaşkavalı ünlüdür.İstanbul'a getirerek büyük kazanç sağlarlar



Naseliç, Drama, Serez, Demir hisar ve Langaza muhacirleri yerleştirilmiş ve Romanya,Bulgaristan muhacirleri da gelmiştir. Cumhuriyet döneminde 1924 yılında il statüsüne getirilen Çatalca, 26 Haziran 1926 'da tekrar ilçe yapılmıştır.
Ulusal Kurtuluş Savaşı sırasında Çatalca direniş kuvvetlerinin üssü durumundaydı. Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın hemen sonrasında Yunanistan'la yapılan göçmen değişimi anlaşması ile Türkiye'de bulunan Rum köylüler Yunanistan'a,Yunanistan da bulunan Türk köylüler ise Türkiye'ye göç ettiler.Bu dönemde özellikle ekonomik açıdan göçün yararlı olduğu söylenebilir.Buna bağlı olarak kültür farklılığı ve zenginliği ile oluşan 20.yy' in ilk çeyreğine kadar süren savaşlar belirlemiştir.Her yıl 8 Ekim tarihinde Çatalca'nın Kurtuluş Günü coşkun törenlerle kutlanmaktadır.
Sonuç olarak; Çatalca yerleşme tarihi boyunca değişik tarihi ve sosyal olaylara sahne olmuştur.Bazı dönemlerde yoğun bir şekilde nüfuslaşmış,bazen sosyo-ekonomik olarak parlamış,bazen sönükleşmiş fakat devamlı olarak yerleşim bölge olma özelliğini korumuştur. Çatalca şehrinin İ.Ö. 2000 yıllarına kadar dayanan yerleşme olma özelliği,hiç kusursuz bir takım nedenlere dayanmaktadır.Bu nedenlerin önemli olanlarını sıralarsak :
1 -) Çatalca;İstanbul için doğal bir savunma hattı olmasından dolayı kazandığı stratejik
özelliğin getirdiği askeri fonksiyondur. Bizans İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğu egemenliği altındaki şehir bu özelliğini korumuş ve güçlenmiştir. Çatalca'nın İstanbul için önemli olan situasyonu yakın tarihte, 1912 - 1913 yıllarında Balkan Savaşı esnasında Bulgarlara karşı yapılan savunmada kendini bir kere daha belli etmiştir.



Bu otoyol Çatalca'nın hemen 7 km. güneybatısında 20 numaralı Devlet Karayolu ile kesiştikten sonra 40km.lik bağlantıyla İstanbul'a bağlanır. Ayrıca ilçenin kuzeydoğusunda, Sirkeci - Edirne demiryolunun 71 .km.sindeki Çatalca Tren İstasyonu da 3 km.lik karayolu ile ilçeye bağlıdır.
Otoyolun Çatalca'nın yakınından geçmesi, İlçe merkezinin ve çevre köylerin hızlı gelişmesine neden olmuştur.Çatalca Belediyesinin mücavir köylerinden olan Muratbey köyünün TEM otoyolunun Ahmediye kavşağına çok yakın olması bu köyün nüfusunun çok hızlı artmasına ve gelişmesine yol açmıştır.
Çatalca ve köyleri çok eski bir yerleşim bölgesi olduğundan tarihi yapılarla doludur. Köprüleri, çeşmeleri, camileri, Balkan Savaşların'nda yapılan menziler, şehitlikler görmek mümkündür. İlçede büyük nehirler yoksa da araziyi sulayan orta derecede akarsular vardır. Istıranca Irmağı, Istıranca Dağları'nm Vize ilçesi uzantısındaki Kara Orman'dan çıkarak Terkos Gölü'ne ulaşır. Irmakta tatlı su balıklan yaşamakta olup özellikle Ormanlı Köyü'nün dalyanları meşhurdur. Karasu Irmağı, Kürt Ayazması ormanında Kocataş Daman adlı yerin altından çıkarak, Büyükçekmece Gölü' ne dökülür, ilçemizin özellikle Karadeniz Kıyısı kumluk miyosen, oligase tabakalanna ait muhtelif bileşimde olup, kilsi ve cibsi bölgeleri vardır.

Terkos Gölü civarındaki madenler arasında altın ve Ermeni Gölü yakınlarında Kabakça ve Podima (Yalıköy) köylerinde cam ve şişe üretmeye müsait kum madenleri vardır.Terkos Gölü yakınındaki Yeniköy'de ve Mimarsinan civarında linyit madenleri vardır. İlçe dahilinde çok yüksek dağlar yoktur en yüksek olanlar deniz seviyesinden 375 metre yükseltisi olan Istıranca Dağları ve Çiftlikköy' e yakın 382 mt. yükseklikte Kuşkaya Dağı adıyla tanınan dağlar vardır ki Bizans İmparatorlanndan Anantasius' un yaptırdığı iki sivri kule buradadır. Balkan Savaşı'ndaki basanlara imza atan Çığlak Tepe ile Muratbey Tepelerinde burada yer almaktadır. İlçe dahilinde Terkos Gölü ve Büyükçekmece Gölleri çevrenin su ihtiyacını temin eder. Karadeniz sahilinde ağaçlar çok, Marmara civarında ise daha azdır .İlçe dahilinde buğday, arpa, yulaf, ayçiçeği, çavdar, kaplıca (bir çeşit yem), mısır, kuş yemi. dan, burçak, fasulye, mercimek nohut vs. ziraatı yapılmaktadır. Ziraat haricinde bağcılık,bahçecilikle de uğraşan kesim bulunmaktadır.Silivri. Büvükcekmece ile Çatalca merkez kazasının güney kısımlarında tamamen denecek kadar geniş ve elverişli meralar bulunduğundan vilayet dahilinde kovunculuk çok ierlemiştir. Bu hayvanların süte de gayet bol. besleyici özellikleri ve yağıda fazladır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder